PDA

Tüm Versiyonu Göster : av yasakları ve kaçak avlanmalar


ramazanuçar
11-11-2006, 13:28
merhaba.
uzun zamandır tüm amatör balıkcılık sitelerini takip ediyorum ve fırsat buldukça katılım ve paylaşımda bulunuyorum..Bu paylaşımlar esnasında gördümki herkesin ortak bir sıkıntısı var..YASADIŞI AVLANMA Baktık ki sadece konuşmakla olmayacak; bu konuda bir arkadaşım güzel bir öneride bulundu.önerisi aynen şudur;
Şuanki uygulamarı beyenmiyor ve değiştirilmesini istiyorsak işin bilimsel olan kısmına takılıp kalıyoruz bence. Aslında hepimizin aklında birçok kesin yargı var ama bizim kesin sandıklarımız bazen bilimle örtüşmeyebiliyor. Yanlış olduğunu düşündüğümüze bilim doğru diyebiliyor. O yüzden şu anki yasakları ve uygulamaları doğru kabul ederek bunlara ters yapılan işlere vereceğimiz tepkiyi geliştirmek ilk yapmamız gereken bence.
Yani eğer biyerden başlanacaksa o yer ilk önce kaçak ve zamansız avcılık olmalı.Var olan kuralları sorgulamayı erteleyebiliriz diye düşünüyorum.
Şu anda amatör balıkçılıkla ilgili birçok site var ve bu sitelerin binlerce üyesi var. Bu insanların birlikte hareket edip birlikte verebileceği tepkileri düşünürsek elimizde olan imkanla biyerleri sarsabiliriz diye düşünüyorum. Mesela bu sitelerde ortak bir ihbar hattı kurulabilir. Yasadışı av gören bir kişi siteye bunu iletir. Bundan haberdar olan bütün üyeler aynı anda yetkili mercii arayarak veya mail atarak uyarırsa sanırım oldukça etkili olabilir. Bunun gibi birçok tepki metodu geliştirebiliriz sanırım hepimizin buna benzer önerileri olacaktır.
Bu konuyu sadece konuşarak biryere varamayacağımızı hepimiz biliyoruz. Bizim burda soruna çok mantıklı çözümler bulmamız sorunun çözümüne etki etmeyecektir. Önemli olan burdaki birliktelikten bir tepki doğurmak.
Son olarak önce kuralsızlıkla uğraşalım kuralları sonra tartışırız diyorum. bu konuda tüm üye olduğum sitelere bu mesajı gönderiyorum ve bu sitemizdede duyarlı davranılması açısından duyuru olarak yayınlamanızı sizlerden istiyorum..
Toplu olarak hareket edersek eğer inanıyorum ki birşeyler başaracağız....

İlginiz için şimdiden çok teşekkür ederim.


arkadaşlar yukarıdaki yazı başka bir forumda yazılmış ve tüm amatör balıkçılık forumlarına gönderilmiş olan bir yazıdır.sitemizin kapalı olduğu dönemde takip ettiğim forumdaki arkadaşlarla yukardaki konuları dile getirmek ve ortak bir tepki oluşturmak yönünde fikir birliğine varmıştık.bu konu hakkında sizlerin görüşleri nedir?sizcede bu şekilde ortak bir platform oluşturmak uygunmudur?

katiti
11-11-2006, 20:17
Ortak tepki güzel fakat burada önerilen yöntemde teknik bir sorun var. Yetkili merciler işlem yapabilmek için kanıt isteyecektir. Bu işin en güzeli yasak avlanan kişiye suç üstü yapmaktır. Bunun için de jandarma ya da sahil güvenliğe bir telefon ile ihbar yapılması gereklidir. Eğer bu tür durumlar gördüğümüzde aldırmazlık etmeyip bir telefon edersek bu konuda daha çok yol alabiliriz.

Ortak tepki konusuna gelince, tüm sitelerin ortak hazırlayacağı bir bildirinin bu konuda yetkili mercilerin bağlı olduğu en üst makama (bakanlık vs) bir temsilci tarafından ulaştırılması ve görüşmede sözlü olarak da meramımızın anlatılması bir başlangıç olacaktır diye düşünüyorum...

mufi
12-11-2006, 07:48
Arkadaşlar size çok basit bir örnek vereceğim... benim 3 yıldır şahit oldugum bir olay..
burada bana göre ne yetkilinin ne de bizim maalesef yapabilecek bir şeyimiz yok..
örnek:
1-k.menderes havzası dogal hayatı koruma alanıdır..orada kara ve su avcılıgı yaptırılmaz.. ama yıllardır bu düzlükte Zeytin köyvardır ve bu köyünün halkı koyun otlatır....ortalık yerde pamuk ekilir. vs. halk tarfından bu topraklar kullanılır..
bataklık içinde serpme ile sazan avlar //dereye ag gerer...vs..vs..bir adet korucu namlı ve altında bir külüstür mobilet ile bunun denetimini maalesef yapamaz...
eh buyrun bakalım sesinizi nereye ulaştıracaksınız ve kim size yardımcı olacak..
ben sadece 3 kez bu konunun acıklıga kavuşması için karşıyakada milli parklara gidip konuştum.. sonuçta koca köyün yerini değiştirmeleri gerekiyor ama tabii olmuyor..ülkemizde baraj yapımında köylerin yeri değişiyor. ama konu dogayı koruma alanı olunca hiç bir hükümet ve veya yetkilinin olumlu bir hareketi olmuyor?

ramazanuçar
13-11-2006, 07:11
selam arkadaşlar

ben kendi adıma tarım ve köy işlerine mail atarak bir yazı gönderdim.
toplu olarak yapacağımız şeylerin yanında herkes bu şekilde yetkili mercilere yazılar yazarsa tahmin ediyorum ses getirecektir.

ramazanuçar
18-11-2006, 13:57
arkadaşlar bu konu çokmu önemsizki sadece iki arkadaşım konuyla ilgilendi?

sitedeki tüm arkadaşların bu konuya enaz benim kadar duyarlı olduklarına inanıyorum.lütfen hep birlikte bişeyler yapalım.en azından gelecek nesillere bırakabileceğimiz canlı türleri olsun.çocuklarımız hamsiyi, levreği, çuprayı.lüferi ve adını sayamadığım denizlerimizin ve iç sularımızın canlılarını ansiklopedilerden tanımasın.biz en azından bunun gayreti içinde olalım içimiz huzurlu olsun...

turna
19-11-2006, 15:48
Ramazan bey,olayı çok güzel ele almışsınız tebrikler.Arkadaş geçen sene Ankara dan 3 arkadaşgece yarısı Çankırı ya sazana gittik,öğlene doğru 1 araba daha geldi 5 kişiler olduk orada 8 kişi ben gölün etrafını 4 olta ile turladım,boş yer bırakmadım.ayaklarıma kara sular indi 8 kişide eli boş.Dönüşte yol kenarında çobana sorduk bu gölün balıkları nereye gitti diye.Belediye başkanının düğünü varmış,ona lazım olmuş.gerisi size kalmış.

aganta borina borinata
20-11-2006, 09:53
ramazan bey..ben konuyu takip ediyorum...yazılanların hepsini okuyorum...cevap yazmamamın sebebi; bu konu defalarca gündeme geldi ve hafife alınmayacak kadar önemli...ve daha önce de bu konu hakkında yazılar yazdık...mert in yazısını okuduktan sonra yazma tekrar yazma gereği hissetmedim...ve sorun sadece av yasakları ve kaçak avlanmalar değil...bu konuda yapılması gereken bi çok iş var...ve bunların çoğunu uygulamaya koymak ekonomik açıdan sıkıntılı toplumlarda imkansızdır...

herşeyin daha iyi olması dileğiyle...


rastgelsin...

ramazanuçar
20-11-2006, 10:34
doğan bey haklısınız.maddi sıkıntılar herkesin elini kolunu bağlıyor.yapılmak istenen birçok müspet şey bu sıkıntıdan dolayı yapılamıyor.

ama hepimizin bilgisayarı mail i var.diğer forumlarla birlikte bu işe gönül vermiş kişilerin sayısı binlerce.en azından %10 u bu işe el atsa ciddi bir kalabalık teşkil eder.şimdi tarım köy işlerine sahil güvenliğe veya yetkili kurum her nevarsa birer mail atmak çok zor olmasa gerek.bazı gazeteler de kaynak buldukları müddetçe bu konuları işliyor.mesela ben son birkaç gündür zaman gazetesinde bu konuyla ilgili iki ad.yazıya rastladım ve forumda paylaştım.bu tür örnekleri haber niteliği taşıdığı takdirde çoğu gazetenin işleyeceğine eminim onlara da mail yoluyla veya elde edilebilecek dökümanları posta aracılığıyla göndererek bu tür haberleri yayınlama ve toplumun genelini bilgilendirerek ortak bir görüş oluşturma yoluna gidilebilir.hepimiz balığa gittiğimiz yerlere fotoğraf makinalarımızı götürüyoruz.gördüğümüz olumsuzluklarında fotoğraflarını çekip bu gazetelere ulaştırabiliriz.bir iki kişinin bunları yapmasıyla yüzlerce kişinin yapması arasında dağlar kadar fark olur.ve bence bunlar hiçbirimize ekbir mali külfet getirmez.

saygılarımla...

aganta borina borinata
20-11-2006, 14:07
ramazan bey...sanırım ben yanlış ifade ettim...ben bize doğuracağı maddi bi külfetten bahsetmedim...ekonomik açıdan sıkıntılı olan toplumlarda sıkıntılı bi ruh hali vardır...ve bu dururm önemli olan bi konuya karşı insanları duyarsız hale getirir...
yanlış avlanmalarla ilgili yasalar oluşturulmuştur...bu yasaların neredeyse hiç biri uygulanmamaktadır...örneğin av yasağı olan tarihte avlanan bi balıkçıyı gören jandarma av yasalarından genelde habersizdir...balık avı onlar için pek önem arzetmez...diyelim ki yasalardan haberdar o zamanda bi kaç balık için cezai işlem uygulamak istemezler...hele şikayet olmazsa balıkçıyı görmezden gelirler...

bunlar bi yana...ben eğer denizleri ayrı tutacak olursak...iç sularda;
1) amatör balık avcılığı dışında her türlü ticari avcılığa ve bu amaçla kurulan kooperatiflere karşıyım ve hepsinin kaldırılması gerektiğini düşünüyorum...
2) iç sularımızdaki bütün av sahalarında 24 saat yasaları bilen gözetmen-bekçi-korucu-artık adına ne derseniz- kişilerin sürekli gözetim yapması gerektiğini düşünüyorum...
3) balık popülasyonlarının kontrol altında tutularak, adet ve boy olarak belirlenmiş balıklara müsade edilmesi ve sayıca azalan balıkların avının güvenli nüfüsa erişinceye kadar yasaklanması gerektiğini düşünüyorum...
4) iç sulara bırakılan her türlü insan atığına ( ki buna aklınıza gelen herşey dahildir) bir an önce sonverilmesi gerektiğini düşünüyorum...
5) her türlü ağın tamamen yasaklanması gerektiğini düşünüyorum...
6) yasaların iç sulardaki amatör balık avcılığının önemli bi turizm kaynağı olduğunun farkına vararak geleneksel yargılara bağlı kalmadan ülkenin en önemli zenginliklerinden biri kabul edilerek yeniden ve gerçekten koruyucu anlamda su ürünleri kurumlarıyla birlikte düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum...
7) çıkan yasaların da ciddiye alınarak 2. sırada bahsettiğim kişilerce kimsenin gözünün yaşına bakılmadan uygulanması gerektiğini düşünüyorum...
8) amatör balıkçı belgesinin ciddiye alınarak 3-5 lirayı veren herkese verilmemesi ve bu belgeyi almak için yaş sınırı getirilmesini bunun yanında belgeyi alacak yaşta olmayanlarında yanlarına bu belgeye sahip bi amatör balıkçı olmadan av faaliyetinde bulundurulmaması gerektiğini düşünüyorum...
9) av sahalarında hertürlü atık madde bırakan avcılara cezai işlem uygulanması gerektiğini düşünüyorum...
10) ticari amaçlı balıkçıların zarar görmemesi için uygun olan yerlerde faaliyet tarzlarını değiştirerek sıkı denetim altında çiftlik yetiştiriciliği yapmaları ve bu konuda devletin teşvikçi - destekçi kimliğiyle rol oynaması gerektiğini düşünüyorum...

düşünüyorum da düşünüyorum...iç sulardan bahsettim çünkü iç sular denizler gibi değildir ve tamamen sınırlıdır...demem o ki sorun iç sularımızda daha tehlikeli boyutlara ulaşmıştır...bi akvaryum düşünün ve içindeki balıkların üremeleriyle ölümlerini oranlarını bi görün...üreme az ölümler çok ise balıklar bi süre sonra biterler....aynı oranda ise bi rutin vardır...üreme cok ölüm az ise akvaryum artık küçük gelir...aslında bu durum denizlerde de aynıdır...ama süreci biraz daha uzun sürer...insanlarımız ne yapıyor? ; gözlerini kapatıp ha bire tüketiyor...yetkililerimiz ne yapıyor işte önemli olan bu...onların evinde bi akvaryum yok...
ben olaylara daha çok mantığıyla yaklaşanlardanım...ve bi çok durumda dilime pek hakim olamam...hatta hakim olmayıp size direk şunu söyleyeyim...bende ara sıra diğer sitelere bakıyorum...ve memleketimden bi kaç tanıdık gördüm ve yazdıkları yazıları okudum...şaştım kaldım...çünkü bu adamların nerelerde ve nasıl avlandıklarını biliyorum...emin olun amatör balık avı konusunda koruyucu kimliklerle yazı yazanların hepsi süt dökmüş kedi değiller...

ki eğitim ve ekonominin havanda dövüldüğü güzelim ülkemizde insanlarımızın çoğu bu vb. konularda duyarlı olma lüksüne pek sahip değiller...yazık ki duyarlı olanları da sayıca oldukça az olan duyarlı insanların dışında kimse sallamıyor...adamı arıyorum ve diyorum ki "kardeşim av yasağı var...kooperatifin adamları gölü çeviriyorlar... gelin bi bakın şunlara..." adam bana diyorki "sen nereden biliyorsun... o zaman sen de avlanıyorsun..." diyorum ki "kardeşim ben avlanmıyorum... gördüm sadece" adama bana "nerden
gördün" diyor...ben de diyorum ki "lan sana ne...ben bi ihbar yapıyorum sende görevini yapsana"...adam diyorki " ya bırak kardeş adamlar aç...ekmek peşindeler".....şimdi bu muhabbete ne dersiniz...ben haklıyım, balıkçı haklı, aradığım adamlarda haklı çünkü balık veriyorlar onlara...yasayı çıkaran kurumlarında uygulama konusunda aldığı tedbirleri de hepimiz biliyoruz...

ramazan bey...beni karamsar ve pasif olarak görmeyiniz...bende biliyorum ki birlikten kuvvet doğar...siz haberlerde yada benzeri tv. ve radyo programlarında ölen balıkları ve denizlerde av yasağının bittiği konusunun dışında konumuzla alakalı bi habere rastlıyormusunuz...yasak mevsimde avlanan balıkçıya şu kadar ceza kesildi gibi ya da azalan sazan balığının karşısında artan turna balığının avının yapılması ve sazan avının yasaklandığı gibi bi habere rastladınız mı...ya da sularımızdaki balıkların çoğaltılması için ilgili kurumların yaptığı çalışmaları anlatan bi belgesele kaç defa rastladınız...7-8 yıldır amatör balıkçı belgem var ama daha hiç kimse bana "hemşerim ne yapıyon burda, senin belgen var mı?" diye sormadı...

denizlerimiz içinde söylenecek çok şey var...kim amatör kim profesyonel belli değil...

yani ramazan bey...inanın ben de bu konuya en az sizin kadar duyarlıyım... ama usandım artık...ilgili kurumlar duyarlı olacak ki duyarlı balıkçılarımızında duyarlılığı havada kalmasın...

rastgelsin...

ramazanuçar
20-11-2006, 14:29
doğan bey yerden göğe kadar haklısınız.işte bu noktada toplu hareket etmenin önemi ortaya çıkıyor.siz tekbaşınıza şikayet ettiğinizde belki kaale almıyorlar belki ikinci kişide şikayet ettiğinde kaale alınmayacaktır.ama 20-25 kişinin aynı konuda şikayet ettiklerini düşünün aynı kişileri.

konunun özü şu biz şu anda yüyürlükte olan kanunların uygulanabilir şekilde olmalarına gayret etmeliyiz.hepimizin sizin dilek ve temennilerinize benzer arzuları var.ama daha devletin koyduklarını uygulayamıyoruzki bizim arzuladıklarımızı gerçekleştirebilelim.

kalın sağlıcakla...

aganta borina borinata
21-11-2006, 11:51
bakın size çok enteresan bi şeyden bahsedeceğim...
şanlıurfa daki balıklı gölü bi çoğunuz biliyordur...eminim hikayesi de bi çok kişi tarafından biliniyor...oradaki balıklar hikayeden dolayı kutsal kabul edilmiştir...ve maaşlı bekçi ya da güvenlik görevlileri (yine adlarına ne derseniz deyin), oradaki balıkları korumakla görevlendirilmiş kişilerdir...ve bazı dedikodulara göre bu kişiler oradaki balıkları yiyorlarmış... daha ne diyeyim (aslında bencede oradaki balık nüfüsu bi şekilde düzenlenmeli ama bekçilerin bunu illegal yapması görevlerine ne kadar sadık olduklarını gösterir; tabi bu dedikodular doğruysa)...ek olarak oradaki balıkların sıhhatiylede hiç kimse doğru dürüst ilgilenmiyor...balık nüfusu o kadar artmış durumda ki çevrede yem satanlar olmasa o havuzun içerisinde beslenebilmeleri imkansız...ben orayı bi çok kez gördüm inanın bana balıkların üzerindeki mantar yaraları ve yem için verdikleri mücadelelerden dolayı açılmış yaralar insanın içini burkuyor...bilmeyenler için söylüyorum balıklı göl dedikleri yer aslında bi göl değildir...yaklaşık olarak 40 metreye 20 metre ebatında taşlardan yapılmış bi havuzdur aslında...ve insanlık tarihinin ilk akvaryumu kabul edilebilir...balıklar için tek iyi yanı sürekli bi su sirkülasyonu vardır ama yine de yeterli değildir...o da olmasa havasızlıktan ölürler...balıklar o kadar iri ve kalabalıktır ki onları görünce insanın aklından hemen o balıkları avlamak fikrinin geçmemesi neredeyse imkansızdır...ve o balıkların orada o kadar yıldır nasıl olupta yok olmadıklarına insan şaşıp kalıyor...yani düşünün bi kere durum afrikadaki "çita" denen hayvanın önündeki tehlikeyle aynı...en az 2 milenyum görmüş bu balıklar sürekli aynı genetik yapıyla çiftleşip duruyorlar...olası bi hastalık karşısında bu balıkların tamamı aniden yok olabilir...hatta balıkların içerisinde sakatlık ve renk değişiklikleri var...oradakiler bunlara "o büyük ateşin içerisindeki eğri odunlar ve yarısı yanmamış odunlar diyor"...sürekli tek çeşit yemle besleniyorlar...

inanın bana hayata bu kadar ince bi iple bağlanmış balıkları görenler balıkların karşısındaki teklikeyi fark edemiyorlar...onlar için durum sadece hayret vericidir...gerçi herkesden de böyle bi tehlikeyi farketmeleri beklenemez...balıkların sonunun ne olacağı açıkça ortadadır ve engellemek de mümkündür...balıkların yok olması böyle bi güzelliğin yok olması demek değildir sadece aynı zamanda manevi değerininde yok olmasıdır...o zaman geldiğinde balıklarla ilgilenen kişiler millete "hişşşşt atmasana gardaşım o izmariti göle" (gerçi suyun içerisinde sadece izmarit yok) demekten daha çok şey yapmaları gerektiğinin farkına varacaklar ama iş işten geçmiş olacak...

bu size anlattıklarımı 7-8 yıl kadar önce ilgililere anlatım...sağ olsunlar dinleyip ilgilendiler...ama sadece o kadar...ve geçtiğimiz bi kaç yıl içinde bahsettiğim olayların bi kısmı gerçekleşti...ve ancak tehlikeli boyuta ulaşınca konuyla ilgili araştırmacılara bildirildi...bi takım önlemler alındı...geçen gün bi arkadaım oradan geldi ve aynı şeylerin devam ettiğini söyledi...gerçi yinede bi takım kural değişiklikleri yapıldı ama geleceğe yönelik hiç bi önlem almadıklarını en azından kendinin duymadığını söyledi...bu paragrafı yazarken neler yapıldığı konusunda bi araştırma yaptım ve bi kaçını aşağıya ekledim...iyisiyle kötüsüyle...

[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]

yazıları zamanınız varsa lütfen tamamen okuyunuz...iyi şeyler yapılmış ama bi o kadar da kara mizah var içlerinde...(ör: (sanırım valiydi) adam diyor ki "uzun araştırmalar sonucu suyun kirlendiğini tespit ettik"...oysa uzun araştırmalara hiç gerek yoktu; bana sorsalardı suyun kirlendiğini ben söylerdim ...)

rastgelsin...

mufi
22-11-2006, 05:18
Doğancım çok güzel bir konuya değindin. bu aynı zamanda AB yolunda karışla yol alan bir milletin kronik yarası ve ne halde oldugunun göstergesi..ilkel inanışlar eski topumlarda vardır.bilimin olmadıgı monarşik ve ata erkil dönemlerde....maalesef çagın geregi yenilenmek yerine halen hurafe lere inanan bir toplum olarak yaşamaktayız..ve maalesef mantığın bittiği yerde işte bu tip inançlar ortaya çıkmakta...

1- bu basbayağı balık işte ..bir şekilde bu havuzdaki suyun kaynagından yumurta veya yavru olarak geldi... bunun örnekleri bu ülkede yüzlerce yerde var.benim şu anda yaşadıgım beldede kaynagı km. lerce uzaktan gelip tahtalıya kadar km lerce giden ve zaman zaman 50 cm kadar inclen bir derecik te bile balık var...
2- madem bu balıklar bu kadar kutsal ...neden bunlar hastalanıyor.?
neden bazı yavruları ana iskeletinde deformasyonlu doguyor...ve yamuk bir bedenle büyüyor
3-neden bunlar hep aynı sayıda kalmıyor?
vs..vs...
bu güne kadar bu balıklara normal balık gözüyle bakılsaydı ve bu işe akademik anlamda ilgi gösterilseydi... şu andaki aciz/zavallı/ görüntülr de olmazdı....

bilim+mantık....üzerinde en çok durulması gereken.