Geri Git   RASTGELSİN AMATÖR BALIKÇILIK FORUMLARI > BALIK AVI > Dökümanlar ve Makaleler > Su Altı Avcılığı Dökümanları




Yanıtla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 30-08-2005, 20:11   #1
Taygun KOCABIYIK
ADMİN
 
Taygun KOCABIYIK kullanıcısının avatarı
 
Üyelik Tarihi: 28.08.05
Şehir: İzmir
Yaş: 30
Mesaj Sayısı: 5.838
Varsayılan Su Altı Avcılığında Zihin Gücü

Zihin gücümüzü kullanmayı öğrenelim
Sualtı avcılığında, zihnimiz sürekli algılama ve değerlendirme durumundadır. Şüphe ve tereddüt etmek, korku, kendinden emin olmamak, güven eksikliği gibi duygular, konsantrasyonumuzu negatif etkilemek üzere her zaman karşımıza çıkar.
Avcı, agaşonda iyi bir konsantrasyona sahip, kule tekniğinde, dingin ve rahat, taşaltı avında çok dikkatli ve uyanık olmalı, bunu sağlayabilmek için de sualtı avcılığı dışında kalan her düşünce ve duyguyu kafasından arındırabilmeyi başarmalıdır. Nefes tutmanın yarısı psikolojiktir, bu nedenle tekniğiniz ve fizik kondisyonunuz ne kadar iyi olursa olsun, zihin gücünüzü gerektiği gibi kullanamıyorsanız, sualtında kalış süreniz avlanmaya yeterli olmayacağı gibi, her seferinde nefes nefese kalarak satha çıkarsınız.
Sıcacık evinizde, iyi bir kitapla huzur içinde, en sevdiğiniz koltuğunuzda oturmak varken, kulağınızda kalp atışlarınız, soğuktan ürperirken, buz gibi bir Ocak sabahı, suda ne halt ediyorum diye sorduğunuz olmuştur.
Buna rağmen, iyi bir avla eve dönüş, ardından sıcak bir duş ve o hafta sonunu tatlı bir tembellikle evde geçirmiş avcı dostların biraz da meraklı telefonlarını cevaplarken aldığımız haz, aslında, üşenmeyip yollara düşmekle isabet ettiğimizin gösterir.
Evde kalmayı tercih ettikten sonra, tüm hafta sonu keşke gitseydim diye kendi kendinizi yediyseniz, bilin ki, suda olmanın, dalmanın, avcılığın, tedavi edilemez hastalığı size de ciddi boyutlarda bulaşmıştır.
Bu yazıda, zihin gücünüzü kontrol edebilmek ve avlanmayı çok verimli ve keyfli hale getirebilmek için, yapabilecekleriniz konusunda bir kaç öneri bulacaksınız.
Sualtı avcılığını psikolojik açıdan etkileyen çok fazla parametre vardır. Bu parametreler, kişilik yapısına göre farklı algılanacağı için, her bireyin etkileşimi de, farklı bir tablo çizer. Genelleme yapmak için bu etkenleri üç ana grupta toplayabiliriz;
* ava gitme isteği ve motivasyon
* kendini tanıma
* konsantrasyon

Suya girme isteği
Sualtı avcılığı, etrafınızla iletişim kurmanın zor olduğu bir spordur, arkadaşınızla avlanıyor olsanız bile, genellikle, kafanızdaki bin türlü düşünce ile yalnız kalırsınız. Bu düşüncelerin etkisine kapılmak çok koladır ve konsantrasyonun da en büyük düşmanıdır. Avlanırken, çevreden gelen sinyalleri değerlendirme beceriniz ve partnerinizle olan iletişiminiz kolayca bozulabilir. Bir hafta boyunca hayal ettiğiniz av partiniz, yeterli konsantrasyonun sağlanamaması nedeni ile, balık görememek, sıkılmak ve avdan soğumakla neticelenir. Bunun üstüne, arkadaşınız bol bol avlanıp biraz da hasislik yapıyorsa, canınız iyice sıkılır, gün bitse de dönsek psikolojisine girersiniz. Bu fırsatla partner seçiminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Sualtı avcılığı zor bir spordur. Avcı, çoğunlukla ağır koşullara dayanmak zorundadır. Soğuk su, akıntı, dalga, nefes tutma ve sualtında mücadele, tüfek kurmak, sıkışan şişle uğraşmak ve daha bir sürü zorluk, anlatıldığı zaman sualtı avcılığını mazoşist sporlar sınıfına soksa da, katılımcı arkadaşların sayısına baktığımız zaman, işin çekiciliği ortaya çıkıyor.
Suya girme isteği, bütün bu olumsuzluklara rağmen içimizde vardır, işin püf noktası, net bir karar verebilmek ve malzeme hazırlığını tamamlayıp evden çıkabilmekte yatar. Bu kararı vermenin içinde, sıcacık bir yataktan sabahın köründe kalkabilmek, giyinip soğuk havada evden çıkmak, malzeme yüklemek ve yola düşmek, buz gibi esintide, ıslak elbisenin içine girmek var. Kulağa pek hoş gelmese de, sonrası için değiyor.

Kendini tanıma
Bir çoğumuz, fırtınalı denizde, midemiz ağzımıza gelerek, satıhta biraz nefeslenmeye çalışmanın, tam son derin nefesi alırken, şnorkele giren tuzlu suyu yutmanın, ya da, iyi hesaplanmamış bir dalga tarafından taşlara savrulup dayak yemenin acısını tatmamışızdır. Üstelik, formda değilseniz, nefes tutma süreleriniz kısalır, diyafram spazmları rahatsızlık verir ve bir an önce satha çıkmaktan başka şey düşünemez olursunuz. Aldığınız zevk azaldıkça, sıkıntınız artar, sıkıldıkça keyfiniz kaçar, bu fasit döngüye girdiğinizde iş biter.
Bu şartlar altında, avlanmaya yönelik bir konsantrasyon oluşturmak mümkün değildir. Çoğu taşı içine bakmadan geçersiniz, açıkta gördüğünüz balıklar, agaşon için değmeyecek boydadır. Satıhta oyalanırken, evde alacağınız sıcak duş, zihninizde canlanmaya başlar, ve hayalinizdeki levrek de, hep böyle anlarda ortaya çıkar. Pozisyon almak ve tüfeğinizi yönlendirmek için artık çok geçtir. Aynı duygular içinde tetik çekmek te genelde hüsranla sonuçlanır. Avınızla aranızdaki mesafeyi tahmin etmek, tüfeğinizi ne kadar doğru yönlendirdiğiniz, balığın daha iyi bir pozisyonunu beklemek gibi konularda nazlanmanız,sizi eliniz boş bırakır. Malzemeniz, teknik beceriniz ve fizik kondisyonunuz ne olursa olsun, konsantrasyonunuzu bozacak bu kadar fazla dış etken olması, sizi bir dahaki sefer ava gitme ve suya girme konusunda isteksiz hale getirir.
Motivasyon ve isteğinizi hep canlı tutabilmek için, sualtı avcılığının yalnızca size sunduğu zevki düşünmeniz gerekiyor. İyi bir avdan sonra, gece yatağınızda, gözleriniz kapalı tüm avı baştan sona yaşıyorsanız, haftaya büyük ihtimalle suda olacaksınız demektir.

Sualtı avcılığı bir yarışma değildir
Sualtı avcılığı, özel düzenlenmiş yarışmalar haricinde, bir yarışma sporu değildir ve seyircisi yoktur. Buna rağmen avlanmanın içgüdüsel yanında, yarışma ruhu oluşmuştur. Bunun nedeni, biraz da, diğer avcılardan daha iyi olmayı gösterme kompleksidir. Dürüst olmak gerekirse, bu duygunun hemen hepimizde olduğunu kabul etmeliyiz. Gerçekten, kayda değer bir trofe ile iskeleye dönmek çok keyflidir. Takdir ve beğeniye herkesin ihtiyacı ve ilgisi vardır. Ancak, avlanmayı bu boyutlara taşımanın tehlikeli bir yanı var. Önde olma duygusu, başarma mecburiyeti ile birleştiğinde önemli bir düşmana kapı açar; stres.
Stres duygusu ile başa çıkmak ve bu duyguyu terbiye edebilmek, sualtı avcılığında, sizi bir üst seviyeye çıkarır. Avcılığınızı, muhakkak başarılı olma ve balık vurmadan dönme gibi kompleksler yönlendiriyorsa, derinlik ve süre bilinciniz zorlanacaktır, başka bir deyişle, limitlerinizi bildiğiniz halde, kompleksleriniz yüzünden bu limitleri aşmak durumunda kalabilirsiniz. Hepimiz belirli bir tecrübe edindikten sonra, kaç metrelerde rahat avlandığımızı, her yönü ile iyi bir agaşonda,nefes tutma süremizin ne olduğunu biliriz. Limitlerimizi bilme konusunda dürüst davranmamak, zorlama, stres ve tabi ki tehlike getirir. Nefes tutma disiplini, fizik kondisyonunuz yanında, psikolojik durumunuza da bağlı olduğu için, stres duygusu ile mücadele, çok önem taşır. Ortalama 15 metrelerde rahat avlanıyorsanız, bu derinliğe her zaman sadık kalın. Tecrübenizin artması doğrultusunda daha derin denemeler yapmak tabi ki mümkün, ancak, bu denemenizi planlayın. Dalış derinliğini önceden belirleyin, değişken ağırlık kullanacaksanız, ağırlık hesaplarını üşenmeden ona göre yapın ve her zaman yanınızda size asiste edecek en az sizin kadar tecrübeli bir dostunuz olsun. Bu sporda risk almanın bedeli çok pahallı ödeniyor. Limitlerinizi doğru olarak değerlendirmek, özgüveninizi arttırır.

Konsantrasyon ve teknikler
Avcılık tekniğiniz, öncelikle okuduklarınız ve duyduklarınızın birikimleri ile oluşur, sonra, suya her girişiniz ile pekişir. Avcılığın ilk amacı, balık vurmak olduğuna göre, tekniğinizin gelişmesi de bu uğraş ile olacaktır. O halde, tüfeğinizi elinize aldığınız andan itibaren, gevşemek, vantilasyon, ve nefes tutmak, zihninizde, ikinci bir işlem gibi çalışır. Dalışınızın başlaması ile birlikte, zihniniz; etrafınızı algılamak ve değerlendirmek, olası avlarınızın davranış birçimlerinin analizini yapmak, tahmin etmek, pozisyon almak ve tetik çekmek gibi işlerle meşgul olmalıdır. Eğer konsantrasyonunuz bunu sağlayamıyorsa, avlanma yerine nefes tutma çabası, ön planda kalır ve zihninizi meşgul eder. Zihin gücünün bilinçli olarak kullanılması, işte bu noktada önem kazanıyor. Apnea disiplini iyi oturmuş bir dalıcı, sualtına inerken avlanmaya konsantre olmuştur. Nefes tutmak ve uyarıları algılamak zihnin gerisinde bir refleks olarak çalışır.

*Agaşon
Bu teknikte, avcının ilk hedefi, yattığı yerde görünmez olmak ve zihnini bu amaca yönlendirmek olmalıdır. Dip yapısını keşfetmek, yatmaya elverişli olası eriştelik, kumluk, çatlak veya kırıkları değerlendirmek, vücudunu sualtı ortamında kamufle etmek iyi bir agaşonun prensiplerini oluşturur. Bütün bu işlemler sırasında, zihin gücünüzü, sanki bir üçüncü gözünüz varmış ve yaptıklarınızı satıhtan seyrediyormuş gibi, kullanabilmelisiniz. Bunu başarıp, sualtında nasıl davrandığınızı dışarıdan seyredebilirseniz, tekniğinizi mükemmelleştirmeye doğru gidersiniz.
Agaşon tekniğinin zihnimize yüklediği en zor görev, sadece teoride var olan görmediğiniz balığın avı için hazırlanmayı becerebilmektir. Yattığınız andan itibaren uyguladığınız agaşon tekniğinin mükemmelliğine, görmeseniz bile avınızın orada olduğuna ve çok geçmeden mavilikler içinde belirerek atış menzilinize gireceğine yürekten inanmalısınız, başarılı bir agaşonun sırlarından biri, bu düşünce tarzında yatar.

*Kule
Kule tekniğinde iş biraz farklı hale geliyor. Normal koşullarda, üzerine indiğiniz balık, sizi kesinlikle fark eder ve net olarak görür. Bütün incelik, balığa gerçek niyetinizi hissetirmemeyi başarmaktadır. Aranızdaki mesafe, avınıza, güven verir, bu mesafeyi, balığı strese sokmadan atış menziline kadar azaltabilmek, kule tekniğini zor ve çok incelik isteyen bir sınıfa sokmuştur. Bakışlarınızda, avcı olmanın tüm hırsı ile gözleriniz faltaşı gibi açık, balığın üzerine hızla inerseniz, partiyi baştan kaybederseniz, Kule teniğinin başarısı, avınız sanki şeffafmış gibi sizin tarafınızdan fark edilmediği duygusunu ona hissettirmek ve onu yok farzedebilmektir.

*Taşaltı tekniği
Tamamen farklı boyutları olan taşaltı avında, hedefiniz, doğru tahminlerle, balığın olabileceği taşı bulup avlanmaktır. Tahminlerin başarı yüzdesi, tecrübeleriniz ve ortam bilginizle artar. Avınızın bulunduğu yerlerle yakın temasınız olacağı için, su içinde çok uyumlu hareket edebilmeniz gerekir. Tahminleri doğrultusunda, baktığı taşın altında, avını bulması, sualtı avcısına çok büyük bir zevk ve tatmin duygusu verir. Yeni başlayanların, sabırla, uygun gördükleri her taşın altına bakmaları ve tecrübelerini arttırmaları gerekiyor. Zaman içinde, canlı taşları çok daha kolay görüp zaman kaybını önleyeceklerdir.
Taşaltı tekniğinde, zihin gücünün oldukça önemli bir yeri var. Bu teknikte, avlandığımız yerler, genellikle taş altları, çatlaklar ve plakalıklar olduğu için, balığı görebilmek, bazen çok dar yerlere sokulmayı gerektirir. Balığın peşinde bir yerlere sıkışma düşüncesi de, aynı şekilde kafamıza takılır. Korku veya endişe etmek, konsantrasyonumuzu bozduğu gibi avlanma isteğimizi de kırar. Bu problemle baş etmek, önce satıhta başlar. İneceğiniz taşın yapısını incelemek, aradaki mesafeyi kestirmek ve tahmini bir plan yapmak, ava odaklanmaya yetecektir. Her zaman dikkatli ve uyanık olmak ve kuralları akılda tutmak şartı ile, taşaltı tekniğinin heyecanı ve zevkine varabilirsiniz. Avlandığınız bölgeyi ne kadar iyi biliyorsanız, korku ve panik duygusundan uzak kalırsınız.

Psikolojik hazırlanma su üstünde başlar
Aktiviteniz ne olursa olsun, tüm organizasyonlar için ana kural, negatif etkisi olabilecek herşeyi, elden geldiğince ve imkan varken önceden, ortadan kaldırmaktır. Vaktimiz varken biraz gayret sarfetmek yerine tembellik ettiğimiz için, günlerdir iple çektiğimiz. av partisi o kadar emekten sonra hüsranla bitmiştir. Yeni başlayanların, tedbir ve hazırlık için ayırmaları gereken zaman daha fazla olmalıdır. Bisiklet, koşu, futbol vb. gibi su üstünde yaptığımız sporlar veya havuz antrenmanları, denizde avcılığa bir hazırlıktır. Özellikle, kışın azalan aktivitenin yerine bunların konması gerekir. Her av partisinden önce bilgilenme için biraz zaman ayırmak gerekiyor. Seçtiğiniz av bölgesi için, öncelikle meteorolojik bilgi edinin, özellikle rüzgar yönü ve şiddeti, sizi çok ilgilendirmelidir. Onca hazırlık ve yoldan sonra, bulanık bir kıyı ve ciddi dalgalarla karşılaşıp geri dönmek tatsız olur.
Malzeme hazırlığı da, aynı dikkat ve tedbirle yapılmalıdır. Uzun süredir bekleyip planladığınız bir av partisine, kesinlikle ilk defa kullanacağınız bir malzeme ile gitmeyin. Yeni malzemeyi denemek için yanınıza alabilirsiniz, fakat alışık olduğunuz eşyanız da yanınızda olsun. Tüm malzemenizi, bir gün önceden, listeye göre tek tek gözden geçirerek, çanta veya kutunuza koyun. Av öncesi hazırlık, başlı başına bir konudur. Tüm bu hazırlık safhası, suya girene kadar, sizi adım adım, ava ve avcı olmaya hazırlar, daha da önemlisi, avlanma isteğinizi hep canlı tutar.
İkinci önemli kural, zihninizi her zaman avlanmaya açık ve istekli tutabilmektir. Suda olmanın, balığı arayıp bulmanın,ve avlayabilmenin o muhteşem keyfini tattıktan sonra, yapabileceğimiz en güzel şey, bunları arkadaşlarla paylaşmaktır. Bu paylaşım, suda iken partneriniz ile başlar, dönüş yolunda devam eder, güzel bir akşam yemeğinde tekrar canlanır, ve bu heyecan, bir sonraki avın organizasyonuna kadar okuyarak, seyrederek sohbet ederek ve hayal kurarak canlı kalırken bizlere çocukça bir zevk verir. Yeni aldığımız bir tüfeği hergün çantasından çıkarıp seyretmek, malzemeyi elden geçirmek, küçük tamiratlar yapmak, çoğumuzun sık sık yaptığı ama pek söylemediği şeylerdir. Bilin ki, ava gitme arzusunu canlı tutan önemli davranışların başında, malzeme ile temasta olmak gelir. Bu temas sevgi ve saygı getirir. Malzemenize saygı duyduğunuz zaman bakımını severek üstlenirsiniz, bakımlı malzeme ile avlandığınız zaman, rüyalarınızdaki avla karşılaştığınızda, ne palamutunuz atar, ne tetiğiniz ezilir, ne lastiğiniz diş sıyırır ne de, mekanizma şiş boşaltır.
Ava konsantre olabilmek sanıldığı kadar zor değildir. Örneğin giyinmek çoğumuz için,biran önce yapılması gereken oldukça zahmetli bir iştir. Aksine, ağır ve dikkatle giyinmek bir çok avantaj getirir. Öncelikle malzemeniz üzerinize tam ve istediğiniz gibi oturur, böylece suya girdikte sonra, oturmamış omuzlarınız veya bolluk yapan pantalonunuz ile uğraşmazsınız. Düşünerek giyindiğiniz için, unutulmuş, bir taşıma ipi, bıçak veya fenerinizin bitik pilleri için geri dönmezsiniz, en önemlisi acele edip strese girerek yorulmazsınız.
Suya, avlanacağınız yerin biraz gerisinden girin ve av merasına bir müddet sakin tempo ile palet vurarak ulaşın. Bu süre zarfında, sualtını gözlemleme fırsatı bulmanın yanısıra, ava konsantre olabildiğinizi göreceksiniz.
Kısaca, malzemenizi tekrar kontrol etmek, partnerinizle uyum içinde ve bilgi alışverişinde bulunmak, seçtiğiniz av bölgesini iyi tanımak ve hakkında bilgilenmek, ava çıkmadan önce psikolojik açıdan hazır olmak için zihin gücünüzü kullanabileceğiniz parametrelerdir.

Saygılar
Jak Boeno 'nun kitabından alıntıdır
Taygun KOCABIYIK Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Yanıtla

Sosyal Paylaşım

Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Deniz altı kaptankarabulut Süleyman Karabulut 15 14-02-2010 13:23
çeşme altı tarafı ümit35 DENİZ AVI (TEKNEDEN) 5 14-10-2009 21:45
hafta sonu çeşme altı katliamı... umutec FOTOĞRAFLARIMIZ 9 24-11-2008 12:21
Saros/Kabatepe Su Altı Çekimleri orFoz17 Videolar 6 18-09-2008 22:38
Işte Suyun Iyileştirici Gücü Alparsbeğ TARTIŞMA, SOHBET ve HABERLER 4 28-08-2007 10:13


Saat 10:56.